SORU: Erken boşaımanın tedavisi yok mu?
21 yaşındayım, ancak bunlara rağmen cinsel sorunum nedeniyle çok mutsuzum. Benim erken boşalma sorunum var. Bu sorunumu giderebilmek için pek çok merkeze başvurdum. Ama çok etkili bir neticeye ulaşamadım. Sadece geciktirici spreyler kullandım. Ancak yararını görmedim. Bu yüzden kız arkadaşımla şiddetli tartışmalar yaşıyorum. Ameliyat gibi bir çözüm yolu varsa lütfen beni aydınlatın.
CEVAP
Önce bu duruma neden olan prostatit vb. bir durum olmadığı araştırıldıktan sonra belirgin psikolojik bir faktör de saptanmaz ise uygun doz ilaç tedavisi ile sorununuz çözülebilir. Bir üroloji uzmanına başvurun.
Arama Sonuçları
Bu konuda birçok görüş vardır. Bazıları acele kaçamaklarla ya da fark edilme korkusuyla yaşanan ilk cinsel deneyimlerin erkeği çabuk boşalmaya sevk ettiğine inanıyor.
Diğerleri, nedenin endişe ya da erotik uyarılara aşırı duyarlılık olduğunu ileri sürüyor.Ünlü seksolog Helen Singer Kaplan, sorunun temelinde erkeğin orgazmdan hemen önceki duygularını ayırt edememesi, dolayısıyla da denetim altına alamamasının yattığına inanıyor. Birçok seks terapistinin de desteklediği bu teoride sorun çocuğun idrarını tutmayı öğrenmesine benzetiliyor; nitekim çocuklar dolu bir idrar kesesinin nasıl bir duygu olduğunu anlamadan, buna alışmadan ve bunun üzerinde kontrol sağlamadan idrarlarını tutamazlar.
Fiziksel nedenler çok seyrek görülür, ama bir erkek böyle bir sorunu daha önce hiç yaşamadıysa ve koşullarda (örneğin eş değiştirme gibi) hiçbir değişiklik olmadıysa, doktorun prostat sorunu ya da nörolojik bir hastalık olasılığını dışlaması gerekir.
TedaviStandart tedavi seks terapisidir, ama ilaç tedavisi de uygulanabilir. Araştırmacılar yeni antidepresanlardan bazılarının (örneğin sertralin) boşalmayı geciktirerek her iki eş açısından da doyumu artırabildiğini belirlemiştir. İlacın aralıklı kullanılması da sürekli kullanım kadar etkili görünüyor. Bununla birlikte, bulantı ve cinsel istek azalması gibi yan etkileri vardır.
Erken boşalma vakalarının çoğunda seks terapisi başarılı sonuç veriyor ve bazen birkaç haftada sonuç alınıyor. Ama bu yaklaşım eşler arasında iyi bir iletişim olmasını ve disiplinli bir yaklaşımı gerektiriyor.
Birçok çift için bir seks terapistinin yardımını almak yararlıdır, çünkü önceden belirlenmiş bir programı ve bir “yetkili” tarafından dile getirilen yapılacaklar’ ile ‘yapılmayacaklar’ı uygulamak daha kolaydır.
Ayrıca seks terapisti eşleri kendi cinselliklerini keşfetme konusunda eğitebilir, bu sorun nedeniyle birikmiş olabilecek endişe ve öfkelerin giderilmesini sağlayabilir ve eşleri destekleyip teşvik edebilir. Bazen seks terapisti erken boşalma sorunu ele alınmadan önce, bir danışmanla ilişkinin ele alınmasını önerebilir.
Bununla birlikte, eşlerin ikisi de gerçekten istekliyse, kendi cinsellikleri konusuna rahat yaklaşıyorlarsa ve bu sorun nedeniyle ilişkileri çok zarar görmediyse, bu egzersiz dizisini evde kendi başına uygulamak da mümkün olabilir.
Tedavide neler yapılır ?Terapistlerin çoğu “beş duyuya odaklanma” egzersiziyle “durup-başlama” tekniğini ya da “sıkma” tekniğini birlikte kullanıyor.Beş duyuya odaklanma, ünlü seksologlar Masters ve Johnson tarafından geliştirilen bir yöntemdir. Bu yöntem, uyarılma ve orgazma ulaşma baskısı olmaksızın, dolayısıyla cinsel ilişkide başarılı olma endişesinin bulunmadığı rahat bir ortamda, eşlerin yeniden birbirlerine dokunma ve okşamanın hazzına varması için tasarlandı.
Birçok çiftte cinselliğe ilişkin duygular esas olarak orgazma ve birbirlerine haz verip veremeyeceklerine odaklanmıştır. Beş duyuya odaklanma yöntemi çifte her şeye yeniden başlama fırsatı veriyor.
Durup-başlama tekniğinde kadın erkeğe mastürbasyon yaptırmaya başlıyor, erkek orgazma yaklaştığını hissettiği anda işaret edince duruyor ve erkeğin orgazma ulaşma dürtüsü geçene kadar bekliyor. Sonra bir kez daha eşini uyarmaya başlıyor ve bu süreç birkaç kez tekrar edildikten sonra orgazma izin veriliyor. Sıkma tekniğinde kadın orgazma yaklaşan erkeğin penisini 15-20 saniye sıkarak orgazma ulaşma dürtüsünün geçmesini ve penisteki sertleşmenin biraz azalmasını sağlıyor. Bu teknikte de orgazma izin verilene kadar aynı süreç birkaç kez tekrarlanıyor.
Bu iki tekniğin etkili olmasının nedeni, erkeği orgazmdan hemen önceki duygulara alıştırarak, bunlar üzerinde adım adım denetim kurmasına olanak vermesidir. Bazı erkekler bu denetimi bir kez öğrenince artık sürdürdüklerini söylerken, diğer bazıları belli aralıklarla bu egzersizi tekrarlama gereği duyabilir.
Kaldı ki, cinselliği sadece bir orgazm aracı olarak değil, gevşeme ve karşılıklı haz alma yöntemi olarak ele almanın bütün ilişkilerde göz önünde tutulması gereken iyi bir ilke olduğu unutulmamalıdır. Burada tanımlanan egzersizin izleyen aylarda belli aralıklarla tekrarlanması gerekebilir.
Başarı oranı çok yüksektir ve seks terapistleri 3-4 ay sonra “tam düzelme” oranının %90′ın üzerinde olduğunu bildirmektedir
0 comments admin | Cinsel Sa, ğlık |
FİZİKSEL NEDENLER
*Alkol ve ilaçları Alkol ve ilaçlan Erekti! işlev bozukluğu vakalarının 6′da 1 ‘inin alkole bağlı olduğu düşünülüyor. Bazı ilaçlar da soruna neden olabilir; bunlar arasında bazı hipertansiyon ilaçları (metildopa, guanetidin, beta blo-kerler ve diüretikler), östrojen (kadın cinsel hormonu) içeren ya da testesterona (erkek cinsel hormonu) karşı etki yapan ilaçlar sayılabilir. Öte yandan kokain de sertleşmeyi azaltabilir.
*Hormon düzeylerini etkileyen durumlarHormon düzeylerini etkileyen durumlar; Vücuttaki hormon düzeyini düzenleyen organları etkileyen durumlar sertleşme üzerinde de etki yapabilir. Addison hastalığı, böbrek üstü bezi tümörleri, testesteron üretimini etkileyen ender sorunlar, aşırı şişmanlık (obezite) ve tiroid bezinin fazla ya da az çalışması sayılabilir.
*Dolaşımı etkileyen sorunlarDolaşımı etkileyen sorunlar; Sertleşme olabilmesi için penise kan gelmesi ve kanın orada kalarak dışarı sızmaması gerekir. Bu mekanizmada şu ya da bu yönde bir bozulduk olursa, yani penise çok az kan gelir ya da penisten çok fazla kan çıkarsa sertleşme sorunu yaşanabilir. Penise gelen kan damarlarının tıkanması (tıpkı kalp hastalığında kalp damarlarının tıkanması gibi) yaygın bir nedendir. Dolayısıyla çok sigara içen kişilerde bu iki risk de, diğer dolaşım bozukluğu riskleri de yüksektir.
*Şeker HastalığıŞeker hastalığı da damar hastalığına neden olabilir, ayrıca vücudun çeşitli bölgelerindeki ve penisteki sinirleri etkileyebilir.
*Nörolojik sorunlarBunlar omurilik yaralanması, multipl skleroz ya da tümörler gibi omuriliği ya da penise gelen sinirleri etkileyen sorunlardır. Çok seyrek olarak prostat ameliyatı sinir ya da doku hasarına yol açarak sorun yaratabilir.
*Penisin kendisini ilgilendiren sorunlarPenis dokusunu etkileyen durumlar da sertleşme sorunlarına neden olabilir. Bunlar arasında Pey-ronie hastalığı (penisin bir bölümünde fibröz [bağ dokusunu ilgilendiren]) şişlik, tedavi edilmeyen pri-apizm ya da parafimozis ya da enfeksiyon bulunmaktadır.
*Ciddi hastalıklarAğır seyreden uzun süreli karaciğer ya da böbrek hastalığı da sertleşme başarısızlığına neden olabilir. Ciddi hastalıkların hepsi (kalp krizi, göğüs hastalıkları, yaralanmalar, büyük ameliyatlar) şu ya da bu nedenle erektil işlev bozukluğuna yol açabilir.
PSİKOLOJİK NEDENLERPsikolojik stres ya da sorunların hepsi sertleşme sorunlarına neden olabilir. Yakın zamanda gerçekleşen bir olay nedeniyle yaşanan depresyon, anksiyete ya da sarsıntı erektil bozukluğa neden olabilir. İlişkiyle ilgili sorunlar ya da evlilikteki anlaşmazlıklar bu yolla kendini gösterebilir. Cinsel yönelimleri konusunda kafa karışıklığı yaşayan erkekler de bir kadınla sertleşmeye ulaşamayabilir. Cinsel başarı baskısı da başarısızlığa neden olabilir; sertleşme sorunları nedeniyle doktora başvuran erkeklerin yaklaşık dörtte birinde esas olarak erken boşalma sorunu vardır.
TedaviTedavi nedene bağlı olarak belirlenir. Erektil sorunları olan bir erkek cinsel işlev bozukluğu merkezlerine, hastanelerin üroloji servislerine ya da bir özel doktora başvurabilir. Doktor gerekli gördüğü incelemeler için uygun yerlere (hormonlar, şeker hastalığı, dolaşım sorunları, vb) sevk edebilir.
Yaş, yardım isteme konusunda bir engel oluşturmamalıdır; erektil sorunlar görece yaşlı erkeklerde daha sık görülse de, bir yaşlanma sorunu olarak ele alınmamalıdır. Doktor hastaya önce sağlığı ve cinsel yaşamı konusunda bazı sorular soracaktır. Daha sonra sertleşme güçlüğüne ilişkin daha ayrıntılı sorulara geçebilir ve duygusal yaşam ya da ilişkilerde yaşanan olası sorunlar üzerinde durabilir.
İlk başta tam bir tıbbi muayene tansiyon ölçümü ile bir dizi kan ve idrar testi yapılabilir. Sonraki incelemeler doktorun ne gibi bulgular elde ettiğine göre değişir.
FİZİKSEL NEDENLERE BAĞLI EREKTİL İŞLEV BOZUKLUĞUNDA TEDAVİ SEÇENEKLERİYaşam biçimini ya da kullanılan İlaçlan değiştirmekAlkol ve sigarayı azaltmak ya da kesmek çok yararlı olabilir. Olanak varsa kullanılan ilaçları değiştirmek de aynı şekilde yararlı olacaktır.
İlaçlarViagra erektil işlev bozukluğu sorununu bir çırpıda çözen, uzun süredir hayallerde yaşayan harika bir ilaç olarak karşılandı ve bu sorunu yaşayan kişilerin büyük çoğunluğunda gerçekten işe yarıyor. Viagra sildenafil adındaki ilacın ticari isimlerinden biridir (Türkiye’de farklı firmalar tarafından Sildegra, Viagra ve Vigrande isimleri altında kullanıma sunuldu). Penisteki kan damarlarının dolmasını (dolayısıyla sertleşmeyi) önleyen bir enzimi bloke ediyor, böylece damarlar daha iyi doluyor.
Cinsel ilişkiden bir saat önce alınırsa, uyarılan ve uyarılara yanıt veren on erkekten yedisinde sertleşme gerçekleşiyor; bu özelliğiyle hangi koşullarda olursa olsun sertleşmeye yol açan diğer ilaçlardan çok daha doğal bir etki sağlıyor. Fiziksel ve psikolojik nedenlere bağlı erektil işlev bozukluğunda düzelme olduğu bildirilirken, sorunları şeker hastalığı ya da prostat ameliyatıyla ilgili olanlarda başarı düzeyi daha düşüktür.
Yan etkiler seyrektir, ama baş ağrısı, deride kızarma, sersemlik hali ve ishal görülebiliyor; daha da önemlisi bu ilaç bazı kalp sorunları olan erkeklerde tehlikeli olabiliyor, bu nedenle ilacın rasgele kanallardan alınmaması, doktor tarafından yazılması belirleyici önem taşıyor.
Öte yandan pahalı bir ilaç olması nedeniyle sildenafll herkesin kolayca ulaşabileceği bir seçenek olmayabilir, ayrıca bazı kişilerde başka bazı tedaviler daha uygun olabilir.
Seyrek bazı vakalarda hormon tedavisi uygun tedavi olabilir. Bazı erkekler yohimbin adındaki ilacın da penisin duyarlılığını artırdığını ve sertleşmeye yardım ettiğini belirtiyor. Ama bu ilacın bu amaçla kullanımı onaylanmadı. Ayrıca bu ilacın kalp sorunları ve yüksek tansiyonu olan kişiler tarafından kullanılmaması gerekiyor.
EnjeksiyonlarBu yöntemde erkek kendisi cinsel ilişkiden önce penise küçük bir iğne yapıyor. On dakika içinde sertleşme gerçekleşiyor ve sevişme için yeterince uzun bir süre (yaklaşık 45 dakika) devam edip, sonra kendiliğinden geçiyor.Çabuk sonuç alındığı ve iğneler kimse görmeden yapılabildiği için, birçok erkek bu yöntemi tutuyor. İğneden çekinen kişilerde ilaç küçük bir hap şeklinde üretradan içeri sokuluyor. Bu yönteme MUSE (”medicated urethral system for erection” [sertleşme için üretral sistemin ilaçlanması] sözcüklerinin kısaltması) adı veriliyor. Seyrek görülmekle birlikte dikkat edilmesi gereken bir yan etki, ereksiyonun dört saatten uzun süre devam ettiği priapizmdir. Bu durumda kalıcı hasar olmaması için kişinin derhal bir hastanenin acil servisinde tedavi edilmesi gerekir. Bu olayın bir daha tekrarlamaması için dozun daha sonra yeniden ayarlanması gerekir.
Vakum gereçleriBu yöntemde erkek penisini plastik bir silindire sokar ve bir pompayı çalıştırarak silindir içinde bir vakum (negatif basınç) yaratır. Bu işlem penisin sertleşmesini sağlar ve penisin köküne taktığı bir lastik şeritle sertleşmeyi sürdürür. İğnelerden hoşlanmayan kişilerde bu da oldukça tutulan bir yöntemdir. Bu işlem biraz mekanik görülebilir ve romantik olmadığı ileri sürülebilir, ama bunun dışında işe yarar. Ayrıca, sertleşme sağlayan ama cinsel ilişki sırasında bunu sürdüremeyen bazı erkeklerde tek başına lastik şerit de kullanılabilir.
AmeliyatSorunun penise kan gelişiyle ilgili olduğu bazı erkeklerde bu yöntem yararlı olabilir. Ameliyatla sertleşmeyi önleyen bir engel varsa kaldırılır ya da sertleşme sırasında penisten kan sızması varsa bu onarılır.
Penis protezleriPenisin gövdesi boyunca, şişirilebilen ya da yarı-katı çubuklar yerleştirilebilir. Yarı-ka-tı çubuklarda sertleşme süreklidir. Şişirilebileni daha gelişmiş bir gereçtir ve çoğunlukla torbalara yerleştirilen bir pompaya bağlıdır. Genellikle ameliyata son çare olarak başvuruluyor, ama bu ameliyatı geçiren erkekler sonuçlardan memnundur.
PSİKOLOJİK TEDAVİPsikoseksüel terapi ya da danışmanlıkta sertleşme başarısızlığına yol açabilecek duygusal sorunlar ele alınır. Bu tek başına yapılabileceği gibi, eşle birlikte de gerçekleştirilebilir.
Genel olarak erkeğin sertleşme sorununa belli bir konudaki mutsuzluğunun, korkusunun ya da endişesinin yol açtığını anlaması gerekir; yoksa bu tedavide terapist erkeğe sertleşmeyi nasıl sağlayacağını öğretmeyecektir. Nasıl ki vajinanın kayganlaşması kadının elinde değilse, penisin sertleşmesi de erkeğin elinde değildir. Sıklıkla erkeğin, sertleşme konusunda duyduğu endişeler nedeniyle sevişme sırasında kendini bırakıp haz almak yerine, kaygıyla başarıp başaramayacağını izleyen bir “seyirci” haline geldiğini fark etmesi de gerekir.
Terapistin çeşitli konular üzerinde durulmasını sağlamasından sonra, çifte bazı egzersizler verilerek, korkusuz bir biçimde birbirlerine haz vermeyi yeniden öğrenmeleri sağlanabilir. Genellikle bu egzersizler arasında beş duyuya odaklanma da bulunur (bk. s. 36) ve sonraki evrelerde erkeğin sertleşmeyi sürdürmesi üzerinde durulur.
Kişi istekliyse mükemmel sonuç alınır ve neden ister fiziksel, ister psikolojik olsun erkeklerin çoğu bu tedaviden yararlanır.
En alışılmış pozisyon, erkeğin üstte, kadınla yüz yüze olduğu pozisyondur. Kadınların çoğu bu pozisyonu yeğler. Bir çift, birleşmeye bu pozisyonla başlayabilir; erkeğin orgazmını geciktirmek amacıyla, birleşme sırasında pozisyon değiştirebilir ve daha sonra birlikte orgazm için en uygun pozisyon olan misyoner pozisyona dönülerek birleşmeye son verilebilir.
Misyoner pozisyonu, öteki pozisyonların çoğundan daha elverişlidir. Birleşme daha az derin, uzun süreli ve duygusal ya da derin, kısa süreli ve sert olabilir.Misyoner Pozisyonunun Temeli bu pozisyon kadını gevşetir, birleşmeyi kolaylaştırır ve erkeğin alt karın darbelerine yardım eder.Aynı zamanda karşılıklı okşamaya ve öpüşmeye de uygundur. Bununla birlikte, derin birleşme, daha fazla hareket özgürlüğünden hoşlanan bazı kadınları rahatsız eder.Erkek çok ağırsa ya da erken boşalma sorunu varsa ya da kadın ileri gebelik dönemindeyse, bu pozisyon uygun değildir.
KADININ ÜSTTE OLDUĞU POZİSYONLAR
Misyoner pozisyonunun karşıtı olan pozisyonda çift, yüz yüze ve kadın erkeğin üstünde ata biner gibidir.Bu ona, cinsel ilişkinin şiddetini ve süresini denetleme olanağı sağlar. Diz çökmüş olarak başlayıp pozisyon da değiştirebilir.Örneğin, teması kaybetmeden uzanabilir. Bazı seksologlar bu pozisyonun iki eşe de en çok haz veren pozisyon olduğunu ileri sürmektedirler.
Bu pozisyonda, kadın erkeğin ağırlığından kurtulmuş olduğundan pelvis darbeler yapabilir ve birleşmenin derrinliğini duyabilir. Erkek onu serbestçe okşar ve orrgazmı geciktirebilir. Bu pozisyon özellikle kadının kısa ve erkeğin uzun olduğu çiftler için uygundur.Ancak kadın otururken yapılacak ters bir hareket acı verebilir, pasif rol erkeğin hoşuna gitmeyebilir. Bu pozisyon gebe kalmaya pek uygun değildir.
EŞLERİN YAN YANA OLDUĞU POZİSYONLAR
Eşlerin birbirlerinin ağırlığını taşımak zorunda kalmamaları ve kollarının serbest kalıp birbirlerine sarılabilmeleri, bu pozisyonun üstünlükleri arasında sayılabilir. Bunun yanı sıra, bazı çiftler yeterli uyarı olanağı vermediğini öne sürerek bu pozisyonu elverişsiz bulmaktadır.
AYAKTA POZİSYONLAR
Ayaktaki pozisyonlar genellikle aceleyle, gizli ve rahatsız koşullarda uygulanmaktadır. Bazı pozisyonlar erkeğin eşini yerden kaldırmasını gerektirir. Bu boy sorununu ortadan kaldırır. Ancak erkeğin yorulmasına neden olabilir. Daha kısa olan eş bir eşyanın, örneğin, kalın bir kitabın üstünde ayakta durabilir.Bununla beraber, en iyi koşullarda bile eşlerin boyları farklı ise durum zorlaşır.
ARKADAN SARILARAK BİRLEŞME POZİSYONLARI
Çoğu kişiler arka yolla birleşmenin doğaya aykırı olduğunu savunurlar.Oysa ki, hemen hemen tüm memeliler yalnızca bu şekli uygular.Bu yeterli derecede derin birleşmeyi ve klitoris üzerinde hoşa giden bir baskı sağlar.Uzanarak, diz çökerek, oturarak ve ayakta uygulanan değişik pozisyonlar vardır.En azından bunlardan bazıları her yaşta çifti tatmin etmektedir.Hatta bazı pozisyonlar, öteki birleşme şekillerinin çoğunu olanaksız kılan fiziksel koşullarda olan kişilere özellikle uygundur.
ÖZEL İSTEKLERE CEVAP VEREN POZİSYONLAR
Yeni duygular tatma isteği, insanların çoğunu cinsel birleşmede mümkün olan yüzlerce pozisyonu denemeye itmektedir. Daha az kullanılan pozisyonlardan bazıları ise yeniliğin ötesinde bazı fiziksel ve psikolojik sorunları çözümlemeye yarar. Gebe bir kadın için, şişman olan eşler, sırt ağrısı çekenler, penisi kısa olanlar için ve eşi kendisinden uzun ya da kısa olanlar için hiç denenmemiş hatta düşünülmemiş bir pozisyon en iyisi olabilir. Doğru pozisyonun seçimi, hiç orgazma varamayan bir kadının orgazma varmasına ya da iktidarsız bir erkeğin sorununun üstesinden gelmesine, hatta görünüşte kısır olan bir çiftin çocuklarının olmasına yardım edebilir.
BAKİRELERE UYGUN POZİSYONLAR
İlk kez ilişkide bulunanların çoğu “misyoner” pozisyonunu seçmektedir. Bakire kadın ve bakir erkekler için pozisyon ve şekli çok önemli değildir. Yaklaşım, yavaş ve düşünceli olmalıdır. Ön hazırlık vajinanın kaygınlığını sağlar ve özellikle geçmişteki “petting” deneyimleri, kadının kızlık zarını genişletmiş ya da yırtmışsa, kadının rahatsızlığı azalır.
GEBE KALMAK İÇİN UYGUN POZİSYONLAR
Kadın, dizleriyle erkeğin omuzlarına dayanır. Bu, kilolu kadınlarda tam birleşmeye ve spermlerin rahim ağzının yakınında birikmesine yardım eder.Diz çökmüş olarak yapılan arka yolla birleşme, eğer rahim retrovers (arkaya dönük) ise spermlerin rahim kanalına ulaşmasını sağlar.
SORUNLU KİŞİLER İÇİN POZİSYONLAR
Kadın, erkeğin üzerinde doğrulur. Bu pozisyon kadının vajinası darsa tam birleşmeye ulaşılmasını sağlar.Bu yan yana arka yolla birleşme pozisyonu zayıf ereksiyon sorunu olan erkeklere önerilir.
Kadının üstte olduğu bu pozisyon, erkek iktidarsızlığının ve erken boşalmanın tedavisi olarak önerilir. Ayrıca orgazm olmayan kadınların tedavisinde başlangıç pozisyonu olarak yararlanılır.
Bu yan yana pozisyon kadının istem dışı kalça hareketlerini daha kolaylaştırır ve orgazma ulaşmasında yardımcı olur. Bir önceki pozisyonun devamı olarak önerilir.
GEBELİK SIRASINDAKİ POZİSYONLAR
Geçmişteki kendiliğinden düşükler nedeniyle, doktor tarafından ilk üç ayda ilişki yasaklan- mamışsa, gebelik süresince önerilir. Çift, normal ilişkide bulunabilir. Gebeliğin ilerlemesi ve kar- nın büyümesi ile klasik ilişkiler zor ya da olanaksız olmaya başlar. İleri gebelik dönemindeki bir kadın için karına doğrudan basınç yapılmasıından sakınan ya da en azından birleşmenin derinliğini denetlemeye izin veren pozisyonlar gereklidir.
Eşler, yatak üzerinde bir arka yolla birleşme pozisyonunda diz çökerler ve erkek, çok derine itmekten kaçınır.Kadın, bacakları, vücudunu taşıyacak şekilde, açık olarak yatar. Karın üzerine basıncın olmaması bu pozisyonu gebeliğin son dönemlerine uygun kılar. Çift, arka yolla birleşmek için yan yatar. Burada da karına baskı yoktur.Çift bir sandalye üzerinde birbirine sarılır. Kadın, erkeğin üzerine oturur. Böylece birleşmenin derinliği denetlenebilir.
SIRT AĞRISI ÇEKENLER İÇİN POZİSYONLAR
Sırt ağrısı çeken kişiler alışagelmiş pozisyonlarda çok rahatsız olabilirler. Oysa sıklıkla daha az kullanılan yöntemlerden yararlanabilirler ya da en azından onlara katlanabilirler. Şefkatli bir eş bu pozisyonları bulmaya çalışacaktır. İşte sırt ağrısı çeken kişilerin çoğuna uygun dört pozisyon.
Erkek yatağa yatar, kadın ata biner gibi oturur, öne eğilir. Sırt ağrısı çeken erkektir.Erkek arka yolla birleşmek üzere ayakta durur, kadın aşağıda, yatağın üzerinde diz çöker. Sırt ağrısı olan erkektir.Kadın yatağa yatar, erkek ise bacakları arasında ileriye doğru kendini kaldırır. Ağrısı olan kadındır.Bir sandalye üzerinde yüz yüze, kadın erkeğin üzerine pelvik darbeler yapabilecek şekilde oturur. Ağrısı olan erkektir.
0 comments admin | Bakire, Diz, Kad, Pozisyon, çift, çökme, ın |
Kırık Tanımı
Dıştan veya içten etki eden kuvvetlerle kemik dokusunda oluşan ayrılmaya veya bu sebeplerle kemiğin anatomik bütünlüğünün ve devamlılığının bozulmasına “Kırık” denir. Kemikteki kırılma etki eden kuvvetlerin derecesine ve kemiğin şoku abzorbe edebilme yeteneğine göre ufak bir çatlaktan (Fissür), bir veya bir çok kemiğin kırılmasına ; hatta komşu eklemlerde çıkık eşlik etmesine (Kırıklı-çıkık) kadar değişiklik gösterebilir. Kırığı oluşturan kuvvet sadece kemiği kırmayıp , beraberinde kemiğin etrafındaki deri, kaslar , tendonlar , ligamentler, damarlar, sinirler ve komşuluğundaki organları da yaralayabilir.
yutma güçlüğü disfaji yemek borusu hastalıkları tümörleri kanserleri
Yutma güçlüğüne (Disfaji) özellikle yaşlılarda olmak üzere tüm yaş gruplarında yaygın olarak rastlanır. Disfaji terimi yemeklerin ve sıvıların ağızdan mideye geçmesi sırasında zorluk hissetmeyi ifade eder. Bu duruma çoğu tehlikeli olmayan ve geçici olan birçok faktör neden olabilir. Yutma güçlüğü nadiren tümör veya ilerleyici nörolojik hastalık gibi daha önemli patolojiye işaret eder. Kısa bir süre içerisinde yutma güçlüğü kendiliğinden iyileşmez ise kulak burun boğaz uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.
yutma güçlüğü disfaji yemek borusu hastalıkları tümörleri kanserleri
Yutma güçlüğüne (Disfaji) özellikle yaşlılarda olmak üzere tüm yaş gruplarında yaygın olarak rastlanır. Disfaji terimi yemeklerin ve sıvıların ağızdan mideye geçmesi sırasında zorluk hissetmeyi ifade eder. Bu duruma çoğu tehlikeli olmayan ve geçici olan birçok faktör neden olabilir. Yutma güçlüğü nadiren tümör veya ilerleyici nörolojik hastalık gibi daha önemli patolojiye işaret eder. Kısa bir süre içerisinde yutma güçlüğü kendiliğinden iyileşmez ise kulak burun boğaz uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.
Glokom Nedir ?
Halk arasında “Göz Tansiyonu” adıyla da bilinen glokom, milyonlarca insanı etkileyen yaygın bir göz hastalığıdır. Tedavi edilmez ise görme kaybına neden olabilir. Glokomda, göz içindeki sıvı basıncı, görme yeteneği için gerekli olan göz sinirine zarar verecek düzeyde yüksektir.
Sıklıkla 40 yaşın üzerinde oluşan glokom genellikle yıllar içinde çok sinsi ilerler. Bu; en sık görülen glokom tipi olup “Primer Açık Açılı Glokom” olarak adlandırılır. Bu süre içinde glokomlu kişilerin bir bölümünde de hastalığa ait herhangi bir belirti görülmez. Glokom, birçok hasta tarafından ancak ileri dönemde ve belirgin görme kaybı ortaya çıktığında fark edilebilir. Glokomda görme kaybı oluştuktan sonra geri dönüş olmadığından erken tanı önemlidir. Normal göz muayenesi sırasında tespit edilen anormal göz içi basıncı artışı hastalığın ilk belirtisi olabilir. Göz doktorunca düzenli aralıklarla yapılan muayeneler glokomun erken tanı ve tedavisi için en iyi yoldur.
Cinsel Sorunlar Ve Ruh Sağlığı
Ruhsal bakımdan sağlıklı bulunan kimselerde cinsel sorunlar görülebildiği gibi, bu sorunların birtakım psikiyatrik bozukluklar eşliğinde ortaya çıktığı da olur. Sorunların giderilmesi açısından ruhsal sorunlar ile cinsel davranış bozuklukları arasındaki ilişkinin iyi kavranması çok önemlidir. Çünkü benzer psikiyatrik belirtiler gösteren kimselerin birbirinden çok farklı cinsel tutumlar içinde bulundukları gözlenmiştir. Üstelik çeşitli psikiyatrik sorunların tedavi yöntemleri farklıdır. Bu nedenlerden ötürü, cinsel terapi uzmanının aynı zamanda psikiyatrik sorunların tanısı ve tedavisi konularında da beceri sahibi olması önemlidir. Özellikle endişe ile cinsel sorunlar arasındaki ilişkinin doğru saptanması gerekir. Herhangi bir psikiyatrik sorun yüzünden zeten endişe yaşamakta olan ve bunun bir yan etkisi olarak cinsel işlevleri bozulan bir kimsenin durumu cinsel sorunlar yüzünden endişelenen kimsenin durumundan farklıdır. Eşlerden biri psikozda ise; çifte cinsel terapi uygulamak, psikiyatrik sorunun büyüyerek tehlikeli bir hal almasına yol açabilir.
Cinsel sorunlara genellikle eşlik eden ruhsal hastalıklar ; ruhsal çöküntüler ve duygusal bozukluklar, nevroz ve kişilik sorunları, şizofrenidir. Ruhsal çöküntü (depresyon) bunların başında gelir. Bu, cinsel işlevlerinde bir aksamadan ötürü tedaviye başvuran kişilerin büyük çoğunluğunda görülen bir durumdur. Ruhsal çöküntü; bireyin libidosunu etkiler ve cinsel isteğini azaltır. Sonuç olarak erotik heyecanlanma güçleşir ve böylece erkeklerde iktidarsızlık, kadınlarda orgazm güçlüğüne yol açmış olur. Özellikle çöküntü içindeki erkeklerde penisin sertleşmesi güçleşir. Hastanın bu durumdayken doğrudan cinsel terapiye alınması olanaksızdır. İlk olarak ilaç ve psikoterapi yoluyla ruhsal çöküntünün giderilmesine çalışılır. Psikanalizci ruhbilimciler ruhsal çöküntüyü “bir sevgi nesnesinin yitirilmesine gösterilen bir çeşit ilkel yas tutma” olarak tanımlar. Öte yandan daha bedensel yönelimli uzmanlar bu sorunu kimyasal bir bakış açısından değerlendirerek bunun kalıtım yoluyla aktarılan ve beyin metabolizmasını ilgilendiren psikosomatik bir durum olduğunu ileri sürmektedir. Tedavide hastalığın hem kimyasal hem de ruhsal belirleyicilerinden yola çıkmanın en iyi sonuç verdiği bilinmektedir.
Nevroz türü ruhsal bozuklukların normal davranışlardan farklılığını saptamak güçtür. Çünkü psikoz türünden ruhsal hastalıklardan farklı olarak nevrozlu kimsenin gerçekle bağları kopmamıştır. Oldukça akılcı biçimde davranır, yargı ve fikirleri tuhaf değildir, kişiliğinde herhangi bir çözülme gözlenemez. Bu kimseler, bilinçaltlarından kaynaklanan çelişkiler yüzünden gerçekçi olmayan, yıkıcı birtakım davranışlara yönelir. Saplantı biçiminde düşünceler, sürekli el yıkama, aşırı ölçüde temizlik yapma gibi davranışlar, herhangi bir bedensel nedeni olmayan histerik belirtiler, nevroz durumunun özellikleridir. Kişilik sorunu olan kimseler ise benzer belirtiler göstermeyip, başkaları ile olan ilişkilerinde çarpık, yıkıcı davranışlara yönelirler. Anti-sosyallik, aşırı duygusallık, kuşkuculuk, ani duygusal patlamalar, kişilik sorununun çeşitli görünümleridir. Eskiden çoğu ruhbilimciler cinsel sorunları tümüyle nevroz sınıflandırmasına dahil etmekteydi. Penisi sertleşmeyen erkek, orgazma ulaşamayan kadın, eşcinsel ya da kırbaçlı türden fantazileri olan bir kimse, hem kendi çevresinde hem de psikiyatrist tarafından nevrozlu bir hasta olarak görülürdü. Oysa bu anlayış değişmiştir. Cinsel sorunları olan bazı inszanlarda, bu sorunun kişinin ruhsal derinliklerinde yatan duygusal sorunlarının belirtisi olduğuna rastlandığı gibi, bazı hastaların cinsel sorunlarının herhangi bir nevrozdan ya da kişilik sorunundan kaynaklanmadığı da gözlenmektedir. Hatta öyle nevrozlu hastalar vardır ki son derece normal bir cinsel yaşam sürdürürler. Bununla birlikte, psikanaliz okulunun nevroz açıklamasında kullandığı bilinçaltı kökenli davranışlar, çelişkiler, bastırma gibi terimler bugünkü uygulamada cinsel sorunların tedavisinde büyük ölçüde yararlanılan kavram ve araçlardır. Cinsel birleşmede bulunup boşalma yaşadığı an bedensel bir zarar göreceği inancı ve korkusuyla yaşamakta olan bir erkeğin iktidarsızlık sorunu ancak bu bilinçaltı olgu açığa çıktığında anlaşılabilir. Gerçekte bu bedensel zarar görme kaygısına pek çok cinsel sorunun kökeninde rastlanır. Bu gibi sorunlu kimseler çocuksu korkularını eşlerine de aşılayabilirler. Sevdikleri tarafından denetim altına alınacaklarına ya da terk edilerek büyük acılara maruz kalacaklarına ilişkin bilinçaltı korkular besleyen kimselere cinsel sorunlular arasında oldukça sık rastlanır.
Nevrozlu hastalar cinsel coşkulanma durumunda büyük endişe yaşayabilirler. Çoğu kez karşılaştıkları çelişkiyi yenmek için erotik uyarımlardan kaçmak ya da bu uyarımların önüne geçmek için birtakım özürler bulurlar. Bu gibi durumlarda tedavi stratejisi, hastaya erotik bağlam içinde yaşadığı endişeye karşı koyabilmesi için bir takım araçlar kazandırarak bu sırada onun erotik uyarımlara karşı ortaya çıkardığı özürleri yavaş yavaş ortadan kaldırmaktır. Cinsel terapide çiftlerden biri ya da her ikisi koyu bir nevroz içindeyse durum oldukça güçleşir. Çünkü terapi, çiftlerin kendilerini tedaviye ne ölçüde hazır hissettiklerine bağlıdır. Nevroz varlığında hem tedavinin süresi uzayabilir, hem de sonuçtan kesinlikle güvenli olunamaz. Çocuklukta takılmış, ruhsal çöküntülü ve nevrozlu bir erkeğin erken boşalma sorununu tedavi ettirdikten sonra boşalma tepkisi konusunda tam bir denetim kazandığı görülmüştür. Buna benzer biçimde orgazma ulaşamayan bir kadın bu güçlüğü yenerek orgazm yaşayabilir. Fakat yine de eksikliğini hissettiği ruhsal huzuru bulamamış olabilir. Cinsel terapi, söz konusu cinsel çelişkiyi çözüme kavuşturarak hastanın cinsellik karşısında duyduğu endişeye karşı bir savunma geliştirerek sadece cinsel sorunu halledebilir. Çoğu örneklerde görüldüğü gibi hasta, mutlu bir cinsel yaşama kavuşmasına karşın temeldeki nevrozunun sıkıntısını yaşamaya devam eder. Bazen de nevrozlu kimsenin gördüğü cinsel tedavi, söz konusu cinsel sorununun ötesinde bir yarar sağlar. Cinsel sorunu çevreleyen endişeden kurtulmanın yol açtığı rahatlık, hastanın ruhsal bütünlüğü üstünde etki yaparak tam bir iyileşme sonucunu doğurur. Şizofreni tanısı taşıyan kimselerin genellikle cinsel bakımdan sorunlu oldukları sanılır. Oysa cinsel işlevleri tamamıyla yerinde olan pek çok şizofren vardır. Öte yandan şizofreni ile cinsel sorunlar arasındaki ilişki oldukça karmaşıktır. Şizofren bir kimsenin cinsel sorunları bedensel cinsel işlevlerden çok, bu kimsenin eşiyle ve dış dünyayla olan ilişkisindeki bozukluktan kaynaklanmaktadır.
Cinsel Sorunlara Yaklaşım Nasıl Olmalıdır?
Cinsel işlev bozuklukların tedavisine yönelik geleneksel yaklaşımlarla, modern seks terapileri arasındaki köprünün temelleri 1970 yılında Masters ve Johnson sayesinde atılmıştır. Master ve Johnson’dan önce cinsel işlev bozukluklarının yalnızca erken çocukluk deneyimlerinden ve özellikle ve anababa-çocuk ilişkilerinden kaynaklandığı düşünülürdü. Bu nedenle bireysel olarak uygulanan ve bilinçdışı çatışmaları içgörü kazandırmaya veya çözmeye yönelik psikanalitik tedaviler en çok tercih edilen yaklaşımlardı. Ancak psikanaliz bile CİB olan bireylere nadiren yararlı olabiliyordu. Bu yaklaşımların gerek fonksiyonel bozukluğu olan kişi, gerekse terapist yönünden zaman alıcı ve pahalı olması, tedavinin sadece sorunlu bireye odaklanması, alınan sonuçların net ve yüz güldürücü olmaması gibi nedenlerle tedavide başarıdan söz etmek güçleşiyordu. Ayrıca 1940’lı yılların sonlarına kadar cinsel sorunlar çok az tartışılmakta idi ve çoğu hekim hastalarına cinsel sorunlarına katlanabilmeleri yönünde destek vermeye çalışıyordu.